Yenilikçi, Üretken ve İlham Verici

MEHMET EMİROĞLU

“Genelde kendi etrafımda dolanıp yakın hikâyelerden ilham alıyorum bana ve bize özgü şeylere yöneliyorum. Ele aldığım konu her ne olursa olsun her zaman bir form arayışım oluyor koleksiyonlarımda.”

 

2017 yılında Türkiye’de her moda tasarımcı adayının hayali olan ve gerçekten moda endüstrisine çok başarılı isimler kazandıran 25. Koza Genç Moda Tasarımcıları Yarışması'nı kazandığı Nihavend koleksiyonu ile bir anda moda dünyasının ilgisini çeken Mehmet Emiroğlu, son dönemin en parlak tasarımcılarından biri. Daha yolun başında genç bir tasarımcı olarak koleksiyonları Gizia Gate’de satılmaya başlayan Mehmet Emiroğlu, kararlı ve sürekli yenilik arayan üretken tutumuyla kendisine gösterilen bu ilgiyi kolay kolay kaybetmeyecek gibi görünüyor. Tasarımlarında renk ve yenilikçi formların öne çıktığı genç tasarımcıya, Mercedes Benz Fashion Week İstanbul öncesi merak ettiklerimizi sorduk.

 

Şu anda ne üzerine çalışıyorsunuz?

Şuan 2021 İlkbahar - Yaz koleksiyonum üzerinde çalışıyorum. Ayrıca ekim ayında moda haftası ile eş zamanlı çıkarmayı düşündüğüm, ‘unisex’ hazır giyim koleksiyonum ‘Out of Concept’in üretimiyle ilgileniyorum.

2017 yılında 25. Koza Genç Moda Tasarımcıları Yarışması'nı kazandınız. Hayatınızda neler değişti? Kendinize nasıl bir yol çizdiniz?

Koza bana bir koleksiyon yaparken odaklanabilmeyi öğretti. Şu an koleksiyonlarımı aynı teknikle yapıyorum. Ayrıca kitleler tarafından takip edilen bir yarışmayı kazanıyor olmak tabi ki kendimşi tanıtmam için önemliydi. Koza’yı kazandığım Nihavend koleksiyonum bugün hâlâ dergilerde, portallarda paylaşılıyor. İnsanlarla bir bağ oluşturmuş bir koleksiyon yapabildiğim için mutluyum.

Yaşadığımız pandemi süreci sizi ve planlarınızı nasıl etkiledi?

Benim için pandemi sürecinin faydaları daha fazla oldu diyebilirim. Uzun zamandır ertelediğim pek çok konu vardı. Vazgeçtiğim bir sürü şeyle ve projeyle yüzleşmemi sağladı. Bu yüzleşme de yaz koleksiyonum Doğduğum Yer’i ortaya çıkardı. Sanıyorum pandemiden sonra da bu süreçte uyguladığım ritüellere devam edeceğim.

Tasarımlarınızın ayırt edici özelliğinde renk ve hacimler öne çıkıyor? Koleksiyonlarınızda, “olmazsa olmaz” dediğiniz bir şey var mı? İlham kaynaklarınız neler?

İlham kaynaklarım çok değişken. Benim bir koleksiyonu yaparken onu yapmak üzerine neyin tetiklediğini bulmam zaman alıyor. Genelde kendi etrafımda dolanıp yakın hikâyelerden ilham alıyorum bana ve bize özgü şeylere yöneliyorum. Ele aldığım konu her ne olursa olsun her zaman bir form arayışım oluyor koleksiyonlarımda. Yeni bir kup, yeni bir kol, yeni bir finish. Bütün bunları belli bir matematiğe oturtmaya çalışıyorum.

Siz nasıl bir kadını giydiriyorsunuz veya kimi giydirmek istersiniz?

Açıkçası bunun üzerine çok düşündüm. Genelde bir marka planlaması yapılırken bir kadın belirlemek ve onunla eşleşmek önemlidir fakat ben buna pek katılmıyorum. Sürekli değişen ve kendini geliştiren bir kadını giydiriyorum. Bunu bir kimliğe, yaş aralığına sosyal statüye veya gelir düzeyine göre belirlemem çok zor.

Türkiye’de tasarımcı markaların sürdürülebilir bir ticari yapı oluşturması oldukça zorlu bir süreç gibi görünüyor. Genel olarak bakıldığında farklı markalara danışmanlık hizmeti verme, kendi show-room’unu açarak daha çok ‘haute couture’a yönelme veya konsinye çalışan brand store’larda yer alma gibi yöntemler tercih ediliyor. Siz genç bir tasarımcı olarak bu konuda ne söylemek istersiniz?

Şuan moda sektöründe markalar çoğaldıkça o markaların tanıtılabileceği platformlar da çoğalıyor. Bundan 10 sene önce her tasarımcı sadece ‘showroom’undan satış yaparken; şuan hem ‘online’ sitelerle hem ‘concept store’larla herkes kendine ister Türkiye’de, ister dünyada yer bulabiliyor. Ben de bu yıl ilk GiziaGate de satışa başladım. Daha yolun başında bir tasarımcı olarak benim için heyecan verici bir  işbirliği oldu.

Kullandığınız / sevdiğiniz kumaşlar, renkler, siluetler, detayları bizimle paylaşır mısınız?

Form verebilecğeim kumaşları seviyorum. Tuşesine yenilikler eklenmiş ipek apreli poplin kumaşları ve apreli örme kumaşları çok tercih ediyorum. Ama favorim he zaman cupro.

Yılda kaç koleksiyon hazırlıyorsunuz ve neleri içeriyor? Hazır giyim var mı yoksa sadece ‘couture’ mu çalışıyorsunuz?

Yılda iki koleksiyon artı ara sezonlar eklemeye çalışıyorum. İlk kez geçen sezon bir “presummer” koleksiyon çıkardım. Bir elim sürekli üretim yapabileceğim yeni alanlar arayışında.

Serdar Uzuntaş’dan YENİ ARİSTOKRASİ

Milano Erkek Moda Haftası’nda yer alan tek Türk tasarımcı olan Serdar Uzuntaş 2020/21 Sonbahar-Kış koleksiyonu ile aristokrasiyi yeniden tanımladı. Tasarımcının 100 parçadan oluşan koleksiyonu yeni nesil İngiliz aristokrasisinin günlük hayatından esinlenerek oluşturdu. Şıklığın ve maskülen duruşun birbirinden ayrılmaz bütün haline geldiği tasarımlar spor ve rahat olmalarına rağmen aynı zamanda hatırı sayılır bir ağırlık ve şıklık taşıyorlar. Çift taraflı montlar, parkalar ve kabanlar ile birlikte kullanılan spor ayakkabılar koleksiyonun bütünlüğünü sağlıyor. Kumaş seçimlerinde ise Uzuntaş mikro kapitoneli jarse, yün, ham denim gibi seçimler yaparak nefes alan bir yapı ile su geçirmezliği bir arada sunuyor.

DB Berdan’dan RENK ve DİNAMİZM

Deniz Berdan’ın, kızı Begüm Berdan ile birlikte kurduğu ve sokak modasına yönelik oldukça yaratıcı koleksiyonlara imza atan DB BERDAN markası, uzun bir süredir Londra Moda Haftası’nın resmi takviminde yar alıyor. Bir süredir Londra merkezli faaliyet gösteren ve küresel anlamda güçlü adımlar atan DB BERDAN; 2020/21 Sonbahar-Kış koleksiyonu ile 11 Şubat’ta New York’ta gerçekleşen Türk Tasarımcılar karma defilesinde yer aldıktan sonra 15 Şubat’ta da Londra Moda Haftası’nda solo defile ile moda severlerin karşısına çıktı.  

Raisa Vanessa’dan MARAKEŞ RUHU

Yurtdışı açılımı için New York’u seçen Türk moda tasarımcılarından olan Raisa Vanessa kardeşler, busene ikinci kez New York Moda Hatfası’na katıldı. 12 Şubat Çarşamba günü Spring Studios‘da gerçekleşen defileyle sunulan Raisa Vanessa 2020/21 Sonbahar-Kış koleksiyonu  Fas’ın, otantik ve görkemli ruhundan ilham alıyor. Marakeş’in otantik mimarisi, renk harmonisini, mistik ve egzotik yönünü yansıdan koleksiyonda mor, pembe, çivit mavisi renkleri, palmiye ve leopar figürleri ve özel çizim desenler yer alıyor. İpek kadife, saten ve parlak dokulu kumaşlara yer veren 80 parçalık koleksiyonda altın bakır parıltıları, otantik işlemeler ve aksesuarlar öne çıkıyor. 

Hakan Akkaya’dan AMİŞ + PUNK

Bu sene dördüncü kez New York Moda Haftası’na katılan Hakan Akkaya, arka arkaya takvimde yer alan ilk Türk modacı oldu. Ticaret Bakanlığı desteği ve Türkiye Tanıtım Grubu iş birliğiyle organizasyona katılan Akkaya, Pier59 Studio’da gerçekleştirdiği defile de “Justice” adını verdiği 2020/21 Sonbahar-Kış koleksiyonunu sundu. Hakan Akkaya, 36 kadın, 15 erkek toplamda 51 kostümden oluşan 180 parçalık koleksiyonu, modernizm karşıtı olarak bilinen Amişler’den ilham alarak punk akımıyla yeniden yorumlamış. 

Les Benjamins’ten ANADOLU ROCK

Les Benjamins markasıyla istikrarlı bir yükseliş yakalayan Bünyamin Aydın, 2020/21 Sonbahar-Kış koleksiyonun sunumu için modanın başkentini seçti. Paris Moda Haftası kapsamında, ‘Vahşi Doğu (Wild Wild East)’ adıyla sunulan koleksiyon, markanın kökeninde yatan Anadolu rock kültüründen ilham alıyor. Bünyamin Aydın, kadın, erkek giyim ve aksesuarlara yer veren koleksiyonda otantik teknik ve inovatif kumaşlara yer veriyor. Çok yönlü ve ‘casual’ parçalardan oluşan koleksiyonun renk paletinde ise buz grisi, soluk sarı, nar çiçeği ve mavi renkler öne çıkıyor. 

Türk Tasarımcılarının YURTDIŞI ŞOVLARI

Küresel moda takviminin en önemli dört etkinliği kabul edilen Paris, New York, Londra ve Milano moda haftalarına katılan Türk tasarımcıları solo ve karma defileler ile 2020/21 Sonbahar-Kış koleksiyonlarını moda severlerin beğenisine sundu. 
Bünyamin Aydın’ın yükselen markası Les Benjamins kadın ve erkek koleksiyonu ile Paris’te, Hakan Akkaya ve Raisa Vanessa solo defileler için New York’u tercih ederken, Londra Moda Haftası’nda DB Berdan ve Y Plus by Yakup Biçer yer aldı. Milano’nun tek Türk tasarımcısı ise Serdar Uzuntaş oldu. Ticaret Bakanlığı desteği ve Türkiye Tanıtım Grubu iş birliğiyle organize edilen ‘Turkish Designer’ karma defilelerinde ise solo defile yapan tasarımcıların dışında Aslı Filinta ve Simay Bülbül de yer aldı. 
 

ÖZGÜR MASUR’UN İLK İMZA KOLEKSİYONU

“BYZANTIUM” KURALLARI YIKTI!

Defileyi izleyen moda severler, kavramsal dokunuşları da olan koleksiyonun güçlü kreatif yönü dışında, devasa podyumda yaratılan atmosfer ve dönemin ruhunu yansıtan dekor ve müzikleriyle moda tarihimizin kilometre taşlarından birine dönüşen bir şova tanıklık etti.  

 

Özgür Masur’un 5 Şubat 2020 tarihinde Tersane İstanbul’da sunduğu 65 parçalık Byzantium: ‘Haute Couture Signature’ koleksiyonu, alışılmış ‘couture’ kalıplarını yıkarak sektöre yeni bir bakış kazandırdı. Özgür Masur’un ilk imza koleksiyonu olma özelliği gösteren Byzantium’un ortaya çıkışı, sanat tarihçi ve akademisyenlerle gerçekleştirilen Ar-Ge çalışması ve tasarımcının ‘laboratuvar’ olarak tanımladığı atölyesinde kumaşların üretimini de kapsayan üç yıllık bir süreyi kapsıyor. Tarihimizin kalıntılarının incelenmesi gerektiğini savunarak yaşadığı topraklardan ilham alan tasarımcı, Bizans İmparatorluğu’na dair halk-saray-kadın kavramlarını, şehir hikayelerini, giyim kültürünü ve kumaşları kendine özgü moda diliyle yeniden ifade etti. 
İmparatorluğun zenginliğini yansıtan altın ve gümüş parıltıları, ayna ve kristaller, geometrik formlar ve üç boyutlu dokuların dikkat çektiği Byzantium koleksiyonunda el işçiliği oldukça fazla. Özgür Masur tasarım DNA’sında yer alan feminen çizgiyi, Bizans’ın maskülen tavrı ile birleştiren koleksiyon, dönemin simgesi kabul edilen freskler, mozaikler, avizeler, dönem çalgıları, zırhlar, taçlar gibi çeşitli nesne ve sanatsal ifadeleri başarılı bir biçimde güncel ‘couture’ estetiğine dönüştürüyor. 

JEAN PAUL GAULTIER’DEN

MUHTEŞEM VEDA

Geçtiğimiz ayın en önemli olaylarından biri Fransız moda tasarımcısı Jean Paul Gaultier’nin kariyerine nokta koyması oldu. Paris Couture Haftası’nda, Châtelet Tiyatrosu’nun tarihi atmosferinde moda ve sanat dünyasının katıldığı özel bir defile ile mesleğe veda eden Gaultier, ilk defilesini 1976 yılında yapmıştı. O günden bu yana sayısız ikonik tasarıma imza atan Jean Paul Gaultier, geçmiş koleksiyonlarından seçilen 200 göz kamaştıran elbiseyi podyuma çıkararak adeta bir retrospektif sunum gerçekleştirdi. Ünlü top modellerin yanı sıra müzik, gösteri ve sinema dünyasının yıldızları tarafından taşınan elbiseler tasarımcının 50 yılını özetler nitelikteydi. 

Derinin Parfümle Dansı

Lüks segmentin devlerinden Fendi, koku dünyasının duayeni kabul edilen Maison Francis Kurkdijan ile iş birliğine giderek ikonik çantası Baguette’in yeni yorumu Fendi Frenesia’yı yarattı. Kurkdijan’ın patentli deri parfümleme tekniğiyle, 3 yıl boyunca kokusunu kaybetmeyen çanta, Fendi’nin renkleriyle hayat buldu.