OTİAD’daki Değişimin Mimarı

“Bir şeyi övünerek söylemek istiyorum: Hiçbir beyanatımız dataya dayanmadan olmadı. Bu bence kurumsallığın en önemli adımı ve OTİAD’ın en önemli kazanımlarından birisidir. Ben bu iki yıllık süreçte tecrübelerimin bir bölümünü buraya aktardığımı ve reorganizasyon çalışmasını yaptığıma inanıyorum.  Şimdi ise OTİAD üyelerinin yarısını oluşturan X ve Y kuşağı ile yakın bir gelecekte onlara katılacak olan Z kuşağını da içine alacak bir yönetim anlayışına ihtiyaç var.”

RIDVAN BAŞKAN GÖREVİ DEVREDİYOR

Osmanbey Tekstilci İş İnsanları Derneği’nin (OTİAD) 9 Mayıs 2018 tarihinde gerçekleşen Olağan Genel Kurulu’nda Yönetim Kurulu Başkanı seçilen Rıdvan Kandağ, pandemiden dolayı kasım ayına ertelenen OTİAD 11. Olağan Genel Kurulu’nda görevini devredeceğini açıkladı. Göreve başlarken ortaya koyduğu vizyon ve değişim odaklı eylem planını, görev yaptığı 2018-2020 döneminde kararlı bir biçimde uygulayarak OTİAD’da büyük bir değişime imza atan Yönetim Kurulu Başkanı Rıdvan Kandağ’la iki yıllık süreci konuştuk.

 

Rıdvan Bey, öncelikle küresel anlamda büyük bir şok etkisi yaratan pandeminin Osmanbey piyasalarına etkisini kısaca değerlendirmenizi isteyeceğim.

Osmanbey, yıllık 1,5 milyar dolarlık ihracatıyla, hazır giyimde Türkiye ihracatının yüzde 7’sini, İstanbul ihracatın yaklaşık yüzde 10’unu gerçekleştiren önemli bir ticaret bölgesidir. Çin’de başlayan ve kısa sürede tüm dünyada insan sağlığını tehdit eden bir pandemiye dönüşen COVID-19 virüsünün küresel ticarete olan olumsuz etkisini ister istemez bizler de derinden hissettik ve tüm sektörlerin yaşadığı süreci bizler de yaşadık. Salgının önlenemez biçimde büyüyerek pandemi ilan edildiği mart ayı bizim iş hacmimizin önemli bölümünü oluşturan ilkbahar/Yaz koleksiyonlarının vitrinlere çıktığı döneme denk geldi. İlk etapta tedarik zincirinde yaşanan sorunlar, sevkiyat problemleri bir şekilde aşılarak siparişler yetiştirildi ve mevcut müşterilerle kısmen bir ilişki devam ettirildi.  Fakat uluslararası trafiğin durması ve uçuşların iptal edilmesi, bizim gibi hem kumaş ve aksesuar gibi üretime giren ara mamullerin bir bölümünü ithal eden, hem de ürettiği malın büyük bölünü yurtdışına ihraç eden bir ticaret bölgesinin ana damarlarından birisinin kesilmesi anlamına geliyordu. Mağazaların kapanması ve yaz mevsimiyle birlikte salgın prosedürlerine uygun düzenlemeler yapılıp yeniden açılmasıyla bölgemiz ‘yeni normal’i kendi içinde oturtmaya çalıştığı bir sürece girdi. Pandemi etkisinin ihracat rakamlarına yansımasına baktığımızda, yılın ilk iki ayına göre Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında bölgemizden yapılan ihracatta ortalama yüzde 40’lık bir düşüş yaşanmıştır.

OTiAD olarak biz bu süreçte çalışanlarımızın sağlığını da düşünerek geliştirdiğimiz bir çalışma modeli ile hizmet vermeye devam ettik. Nisan ayında geniş katılımlı bir anket düzenleyerek, bölgemizde faaliyet gösteren firmaların pandemiden nasıl etkilendiğini anlamaya çalıştık. İstihdam, satış, üretim ve devlet destekleri başlıklarında topladığımız veriler ışığında daha detaylı bir ikinci bir anket yaparak bundan sonra ne yapmamız gerektiğinin cevaplarını aradık. 300 firmamızın katılımı ile gerçekleştirdiğimiz ikinci anketimizde, firmaların yüzde 73 gibi büyük bölümü e-ticaret ile ilgili eğitim alarak işlerini bu yönde geliştirmek ve özellikle yurtdışı e-ticaret pazarında olmak istediğini belirtti. Yine aynı şekilde yüzde 60’ı da online satışa odaklanmak üzere istihdam arayışı içinde olduklarını ilettiler. Gene aynı oranda firmalarının dijital pazarlama için istekli olduğu, ancak hali hazırda dijital pazarlamanın gerektirdiği online satış, web sitesi, e-katalog, sosyal medya gibi konularda yeterli hazırlığın yapılmamış olduğu ortaya çıkmıştır.

Normalde mayıs ayında yapılması gereken fakat pandemiden dolayı ertelenen OTİAD Olağan Genel Kurulu kasım ayında yapılacak. Bugüne kadarki teamüllere bakınca tüm başkanlar iki dönem başkanlık yaptı. Siz bu Genel Kurul’da tekrar aday olacak mısınız?

Bu çok nazik ve benim de hassasiyetle üzerinde durduğum bir konu. Önce bir konuya dikkat çekmek istiyorum: OTİAD üye profilinde yaş dağılımını incelediğimizde benim de dahil olduğum, yaşı 50 ve üzerinde olan birinci kuşağın payı yüzde 50 olarak gözüküyor. Üyelerimizin diğer yarısını oluşturan ve yaşı 50’nin altında olan ikinci ve üçüncü kuşak bildiğiniz gibi X ve Y kuşağı diye tanımlanıyor.  Biz yaş itibariyle BB (Baby Boomer) kuşağıyız. Bu kuşak tanımlanırken deniliyor ki: “Değerlerimizi aktardığımız dönem.” Yani, biz bugüne kadar olan birikimleri, tecrübeleri aktaracak kuşağız. Ben, OTİAD’da bu kurguyu yapmak üzere bayrağı devraldım. Merkezi organizasyon dediğimiz, OTİAD Genel Sekreterlik ve ekibinin işleyişini yeniden kurguladık. Ben bu iki yıllık süreçte tecrübelerimin bir bölümünü buraya aktardığımı ve reorganizasyon çalışmasını yaptığıma inanıyorum. Şimdi ise OTİAD üyelerinin yarısını oluşturan X ve Y kuşağı ile yakın bir gelecekte onlara katılacak olan Z kuşağını da içine alacak bir yönetim anlayışına ihtiyaç var. Çünkü, bu kuşaklar üzerine entelektüel bilgimizi artırmak için kitap okumanın başka bir şey, onların geleceği konusunda yön çizmek ve yaptırım uygulamanın başka bir şey olduğunu düşünüyorum. Bakın 25 milyon Z kuşağı geliyor. Şayet bu kuşağı anlamazsanız sağlıklı iletişim kuramaz, verimli olamazsınız. Bundan sonra bayrağı bizden sonraki kuşağın devir alarak, kendi geleceklerini şekillendirmeleri gerektiğine inanıyorum. Genç bir ekibin yönetimi devir alıp, kurumsallık çalışmalarında çok da vakit kaybetmeden, sadece günün koşullarına uygun revizyonlar yaparak sokağın beklediği icraat işlerine ve daha çok iş geliştirmeye yönelik efor harcayarak bu bayrağın daha ileri noktaya taşınması adına, kasım ayında yapılacak olan OTİAD Genel Kurulu’nda aday olmayacağımı hem üzülerek hem bir anlamda gençlerin önünü açma sevinciyle sizlerle paylaşmak istiyorum.

Herhalde bu OTİAD'dan elinizi tamamen çekeceğiniz anlamına gelmiyor?  

Şöyle cevap vereyim: Bir defa reorganizasyonu çalışması için de bir eksik gördüm. Bunlardan bir tanesi eski başkanlarla ilgili hiçbir formel yapı yoktu. İlişkiler, ikili üçlü görüşmeler ve daha çok arkadaşlık seviyesinde devam ediyordu ama değerli başkanlarımızın bilgi ve tecrübelerini Osmanbey adına belirli bir kurumsal ve formel yapıyla aktarabileceği bir yapı oluşturulmamıştı. Oysa onların bilgileri ve tecrübeleri OTİAD için çok önemli. Ben gelir gelmez eski başkanlarımızdan müteşekkil bir Onur Kurulu oluşturmak için girişimde bulundum. Sağ olsunlar başkanlarımız teveccüh gösterdiler ve üç ayda bir toplanan bir Onur Kurulu oluşturduk. Dolayısıyla gelecek dönemlerde benim OTİAD’la ilişkim bu Onur Kurulu üzerinden hiç kopmayacak şekilde devam edecektir.

OTİAD Başkanı olarak, iki yılda hem derneği hem de Osmanbey’i ilgilendiren birçok projeye ve yeniliğe imza attınız. Hepsini burada anmaya imkân yok ama birkaç başlıkta bu iki yılı değerlendirmenizi isteyeceğim.

İlk geldiğimde şunu söylemiştim: “Yaptığımız yazacağız, yazdığımızı yapacağız.” Bir defa ihtiyaç ve sorunları önceliklendirerek proje yapmamız gerekiyordu ama derneğin en büyük zaaflarından bir tanesi elinizde datanın olmamasıydı. Oysa bizim yetkili mercilere kendimizi doğru anlatabilmemiz için potansiyelimizi biliyor olmamız lazım. Afaki söylemlerle potansiyel hiçbir şekilde projelenemiyor maalesef. Dolayısı ile bu potansiyeli ancak bölgenin envanterini çıkartarak oluşturabileceğimizi tespit ettik. Bir kere interlandımız çok geniş, 5 mahalle, 180 sokaktan oluşan bir alan. Dolayısı ile iş başa düştü. Önce OTİAD’da yeniden yapılanmaya gittik. Genel Sekreterimiz Mertgün Elmas önderliğinde mevcut ekiple ‘Kategori Yönetimi’ne geçildi. Oluşturulan ekip, Osmanbey’den Bomonti’ye uzanan geniş bir alanda sokak sokak, kapı kapı dolaşıp hangi adreste kimin ne üzerine faaliyet gösterdiğini; kapanan, taşınan üyelerimizi tek tek tespit etti. Bir anlamda bölgenin röntgeni çekildi. Firmalarla bire bir yapılan görüşmelerle bilgiler güncellendi, aktif firma sayısı ve faaliyet alanı ve çalışan sayısı gibi datalar toplandı. Bir şeyi övünerek söylemek istiyorum: Hiçbir beyanatımız dataya dayanmadan olmadı. Bu bence kurumsallığın en önemli adımı ve OTİAD’ın en önemli kazanımlarından birisidir.

Elde edilen dataları nasıl kullandınız?

Her şeyden önce kendimizi, üyelerimizi ve sahip olduğumuz potansiyelimizi öğrendik ve bunun üzerine yeni projeler geliştirdik. OTİAD’ın üyelik yapısından başlarsak: Derneğimizin üyeleri arasında hayatta olmayan, işi devretmiş, bölgeden taşınmış veya başka nedenlerle aktif olmayanlar vardı. Öncelikle ulaştığımız güncel verilerle bunları elimine etmeye çalıştık. Biz OTİAD üyelerinin olabildiğince aidiyet duygusu yüksek, nitelikli aktif üyelerden oluşturulması gerektiğine inanıyoruz. Yaklaşık 2 bin 500 firmadan elde ettiğimiz dataları inceleyip, “kimleri OTİAD’a kazanırsak aidiyet duygusunu yaratır, projeler geliştirir ve her şeyimizi borçlu olduğumuz sokaklara aidiyet borcumuzu kısmen ödemeye devam ederiz,” sorusunun cevabını aradık. Sonra, eksiklerimizi de gördük. Bakın üyelerimizin yüzde 94’ü erkek, yüzde 6’sı kadın. Ben, geleceğin güçlü kadınlar tarafından şekilleneceğine inanan biri olarak yüzde 6’yı oldukça yetersiz buluyorum. Bunun dışında Şair Nigar’ın önemli bir bölümü çocuk konfeksiyon üreticilerinden oluşmasına rağmen bir tane çocuk kategorisinden üyemiz yoktu. Ben bütün çocuk giyimcileri dolaştım. Sağ olsunlar onlar da aralarından bir temsilci tayin ettiler. Hem yönetimde yer aldılar hem de bu kategoride faaliyet gösteren çok sayıda firma OTİAD’a üye oldu.

Mobil uygulama Osmanbey Guide da bu verilerle hayata geçen projelerden birisi. Biraz ondan söz eder misiniz?

Evet, elimizdeki güncel bilgileri kullanarak hayata geçirdiğimiz mobil aplikasyon Osmanbey Guide, dört dil seçeneği ile bölgemizi ziyaret edenlerin istedikleri firmaya ulaşmalarında büyük bir kolaylık sağladı. Dijital çağın yaşandığı günümüzde bilgiye kolayca ulaşabilmek çok önemli hale geldi. Kendinizi buna göre revize etmeniz gerekiyor. Biz Osmanbey Guide ile sürekli geliştirilebilecek bir platformun ana çatısını kurmuş olduk. Bu aplikasyonu telefonuna indiren ziyaretçilerimiz, bölgedeki üretici, toptancı, perakendeci firmaların, otel, restoran, hastane, döviz ofisi gibi tüm ticari firmaların isim, adres, iletişim bilgilerine en hızlı şekilde ulaşıyor.

OTİAD’ın bir önceki yönetimden devir aldığı projelerin geliştirilerek yeni bir yola girmesine de katkıda bulundunuz ki bunların en önemlisi Fashionist: Abiye, Gelinlik, Damatlık ve Moda Fuarı’ydı. Bu değişim sürecini sizden dinleyebilir miyiz?

En başta fuar katılımcısı abiye üreticisi firma temsilcilerini topladık. Onlara bugüne kadarki organizasyonlarda neyin değişmesini istediklerini sorduk ve aldığımız cevaplar ışığında değişim yönümüzü belirledik. Lütfi Kırdar’ın fiziksel olarak Fashionist için yeterli olmadığı ve büyümeye müsait olmadığı; katılımcılar için çok büyük maliyetler getiren gösterişli stantlardan vazgeçip standart bir düzene geçilmesi gerektiği ve Fashionist takviminin İzmir’de aynı içerikle yapılan fuarla çakışmaması, iki etkinlik arasında mesafenin olması gerektiği bu toplantılarda çıkan ortak görüştü. Ama asıl değişim ihtiyacı, Fashionist’in marka konumlandırması ve kapsamının genişletilmesi olarak karşımıza çıktı. Fashionist markası tescil edildiğinde sadece tek kategoriye hizmet edecek şekilde konumlandırılmıştı.  O günden bugüne çok başarılı organizasyonlara imza atılmıştı bizim dernek olarak bütün kategorilere hizmet etme misyonumuz ile çelişiyordu. Ayrıca, Osmanbey’in sadece abiye giyimde değil, kadın, erkek ve çocuk konfeksiyonunda da çok güçlü olduğunu unutmamak lazım. Ben bir abiyeci olmama rağmen sadece bu kategoriye hizmet eden bir etkinliğin bir süre sonra çok niş kalacağı ve büyütülemeyeceğini düşünerek, Fashionist’i diğer kategorileri de içine alacak şekilde yeniden konumlandırmak üzere bir çalışma başlattık. Fikirlerimizi sokakla paylaştık. Ben bizzat, ne kadar şık kadın giyimci varsa kapı kapı dolaşarak bu değişimi ve amacımızı anlattım. Sağ olsunlar günlük kadın giyim ve erkek konfeksiyon üreticisi firmalar buna sıcak baktı ve ilk adım atıldı. Henüz yolun başındayız, gelecekte Fashionist’in çok daha büyük alanlarda, tüm kategorileri kapsayan bir moda fuarına dönüşeceğini umut ediyorum.

Pandemiden dolayısı moda etkinliklerinin çoğu dijital platformlara taşındı. Siz Fashionist için nasıl bir yol belirlediniz?  

Öncelikle pandemiyle birlikte artık yeni bir dönemin başladığını kabul etmemiz gerekiyor. Bundan sonraki süreçte sanal fuarlar, sanal ticaret heyetleri ile dijital pazarlama ticaret hayatımızda çok daha fazla yer alacak. Dolayısıyla firmalarımızın yeni döneme ayak uydurup, biran evvel dijitalleşme yönünde atılım yapması gerekmektedir. OTİAD olarak meslektaşlıklarımıza bu yönde daha hızlı adım atmaları için hem kendi bünyemizde hem de dışarıdan destek alabileceğimiz birçok firma ile görüştükten sonra, yönetim kurulu kararı Fashionist’i de içine alan dijital organizasyonları hayata geçirmek üzere gerekli adımları attık. OTİAD, bundan böyle ‘’Fashionist‘’ ile ilgili yurt içi ve yurt dışında yapacağı tüm etkinlikleri “Fashionist  Osmanbey‘’ adı altında gerçekleştirecektir. Osmanbey sokaklarının bir similasyonu şeklinde düzenlenecek Fashionist Osmanbey Sanal Fuarı’nda ziyaretçiler firmaları sanal mağazalarda ziyaret edecek. Defile ve çeşitli etkinliklerin de bulunacağı fuarı 22-26 Şubat 2021 tarihleri arasında yapmayı planlıyoruz; teknik hazırlıklar ise tüm hızıyla sürüyor. Bunun dışında fuardan daha önce kasım ayında gerçekleştireceğimiz bir etkinlikle Rusya e ticaret firmalarının tedarikçileri ile Osmanbey üreticilerimizi bir araya getireceğimiz Fashionist Osmanbey Sanal Ticaret Heyeti Rusya’’ programımız olacak. Ardından yurtdışı fuar organizasyonları gelecek.

Bu iki yıllık süreçte bölgemizdeki mesleki eğitim kurumları ile kurduğunuz ilişkileri hep öncelikler arasına aldınız. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

Her zaman her yerde hepimizin dile getirdiği bir şey var: “Önce eğitim şart” diye. Ama üzerimize düşeni yapıyor muyuz? Biraz da bu soruyu kendimize sorarak özeleştirimizi yapmamız gerekiyor. Bakın bölgemizde birkaç tane eğitim kurumu var. Bunlardan bir tanesi Nişantaşı Rüştü Uzel Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi. Oradaki gençleri sektöre kazandırmak adına gidip tecrübelerimizi paylaşmaya çalıştık. Yanı başımızda sektörün en önemli eğitim kurumlarından İstanbul Moda Akademisi var ama ilişkimizin sıcak olduğunu söyleyemem; bunu geliştirmemiz gerekiyor. İkinci olarak Mimar Sinan Üniversitesi’nin yaklaşık yedi yıl evvel yapılmış Bomonti Kampüsü’nde Giyim Üretim Teknolojisi Programı var. Buradan her sene 39 pırıl pırıl öğrencimiz mezun olmasına rağmen, bizim bölgemizde çalışan sadece 3 kişi var. Ya firmalarımız ihtiyaçlarını derneğe bildirmiyorlar ya da oradaki öğrencilerin gelecek planları farklı ve biz o kuşağa doğru yaklaşamıyoruz. Burada bir yanlış var. Biz OTİAD olarak dekanlık ve bölüm yöneticileri ile bir komite kurup ilişkileri başlattık. İnşallah bundan sonra ilişkilerimiz biraz daha pekişerek gider.

Siz, OTİAD’ın kurumsal kimliğinin güçlendirilmesi konusuna ayrı bir ehemmiyet verdiniz ve bu konuda ciddi adımlar atıldı. Biraz bunlardan söz eder misiniz?

Günümüz şirketleri ve kurumları için kurumsallaşma hayati önem taşıyor. Dolayısı ile en başından beri attığımız her adımın, geliştirdiğimiz her projenin aynı zamanda OTİAD’ın kurumsal kimliğini güçlendirecek bir etkiye de sahip olmasına önem verdik. OTİAD ekibinde yaptığımız reorganizasyon veya sahadaki çalışmaların derneğimizin kurumsal yapısını pekiştirecek sonuçları oldu. Aynı şekilde OTİAD, ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi ile mevcut kurumsal yapısını uluslararası standartlara çıkardığını bağımsız bir kuruluşa onaylatarak bu alanda örnek bir sivil toplum kuruluşu oldu. Ardından hazırladığımız OTİAD Kurumsal Kimlik Kılavuzu’nu kitapçık haline getirerek üyelerimize dağıttık. Revize edilen yeni logo ile birlikte ayrıntılı bir biçimde hazırladığımız Kurumsal Kimlik Kılavuzu, OTİAD’ın hem kendi içinde hem de dışarıyla olan iletişiminde kullanacağı yazılı ve görsel dilin kural ve kaidelerini ayrıntılı bir biçimde tanımlıyor. Bundan sonra yönetimi devir alacak arkadaşlar için önemli bir dokümantasyon olan “Kurumsal Kimlik Klavuzu” kurumların dış dünyadaki algısının tutarlı olmasını, doğru iletişim kurmasını, imajını güçlendirerek akıllarda kalmasını sağladığı gibi derneğimize kendi içinde de bir tutarlılık kazandıracaktır.

 

Bu iki yıllık yönetiminizde karşınıza çıkan en büyük zorluk neydi?

Yönetemediğimiz gelişmeler karşılaştığımız en büyük zorluklardı. Siz toptan ihracat yapan bir bölgesiniz, pazarınız sizin müdahale edemediğiniz, yönetemediğimiz birtakım dinamiklere bağlıysa zaman zaman bunlardan zarar görüyorsunuz. Bu elimizde olmayan zorluktu. İkinci zorluk OTİAD’a sahip çıkma noktasında karşıma çıktı. Duyarlılık geliştirme konusunda istediğimiz noktaya gelemedik. Belki biraz daha üyelerimize dokunsaydık, insanlarla çok daha fazla yüz yüze gelip karşılıklı birbirimizi anlasaydık bu duyarlılık daha fazla olacaktı.

Yapmak isteyip de yapamadığınız şey oldu mu?

Bütün üyelerimizi tek tek dolaşmak, yüz yüze görüşmek çok istediğim bir şeydi, fakat iki yıllık süre buna yeterli olmadı. Öğlene kadar hep buradaydım. Kalan zamanda mümkün olduğu kadar çok üyeyle görüşmek istedim, fakat ancak yüzde 25’ini ziyaret edebildim.

İkinci olarak, her bir kategorinin sezon açılış tarihleri farklı olsa da Osmanbey’in sezon açılış disiplinine ihtiyacının olduğunu gördüm. Biz eğer “Osmanbey, şu kategorilerde tüm sokakları ile bir açık hava fuarıdır,” diyorsak sezonların belirli bir tarihi olması lazım. Bunu bir marka konumlandırması gibi tüm yönleri ile ele alıp üzerinde çalışmalar yaptık; uzmanlığına inandığımız bir çözüm ortağımız ile birlikte bir proje geliştirdik ve gerekli yerlere sunduk. Fakat aynı zamanda bir fuar organizasyonumuz da olduğu için maalesef kaynak yaratamadık. Ama bunun bir gün mutlaka yapılması gerekir. Osmanbey’de sezonun ne zaman başladığını renkli bir organizasyonla tüm dünyaya duyurulmasının bölgemizin tanıtımına büyük katkısı olacaktır. Tamamen toptana hizmet edecek bu açılışta, bütün sokaklar ve vitrinler gelin gibi süslenir, podyumlar kurulur, misafirlerin sosyal ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde düzenlenecek sokaklarda çeşitli etkinlikler düzenlenir, markalar da yeni koleksiyonlarının sunumunu bir festival havasında alım heyetlerine sunarlar. Böyle bir organizasyonda alım heyetleri çevre otellere yerleştirileceği için sadece hazır giyim üreticileri değil bölgenin gastronomisi de bundan faydalanacaktır. Bunun için büyük bir kaynak gerekse de bir yerden de başlanması gerekiyor. Ben bir tarafından başlayamadığım için gerçekten çok üzgünüm.

Son söz olarak ne söylemek istersiniz?

Ben şuna inanıyorum: Sevgi olmazsa “biz” bilinci gelişmez. Bir defa başından beri hep “biz” kelimesinin altını çizdik. Göreve başladığımız dönemde “Biz Biriz” dedik. İkinci dönemde “Birlikte Gerçekleştiriyoruz”, bu sene de “Birlikte Büyüyoruz” dedik. Gerçekten bu toplumun sevgiye ihtiyacı var. Hangi kademede olursanız olun; sevgiyi yaydığınız sürece, karşınızdakine hissettirdiğiniz oranda “biz” olabilirsiniz. Biz bilinci gelişmezse de başarılı olamazsınız. Dolayısı ile bundan sonraki yönetimlere bırakacağım en önemli tavsiyelerden bir tanesi: “Biz” bilincinin oluşturulabilmesi için mutlak surette olabildiğince çok insana dokunmalarıdır. Son söz olarak, görev sürem boyunca benimle çalışan herkese teşekkür ediyorum; bilerek ya da bilmeyerek sürçülisan ettiysem affola. Tüm Osmanbeylilerden haklarını helal etmelerini istiyorum. Hoşça kalın.