Amor Garibovic

Moda dünyası, Amor Garibovic adını ilk kez, 2017 yılında IF Wedding Fashion İzmir’de “Zamansız” temasıyla düzenlenen 8. Gelinlik Tasarım Yarışması’nda birinci olduğunda duydu. Ertesi yıl gerçekleştirdiği performans defilesinde sunduğu 38 parçalık abiye ve gelinlikten oluşan “Perla” koleksiyonu ise genç tasarımcının tescilli yeteneğinin istikrarlı bir çizgide markaya dönüşeceğini gösterir nitelikteydi. 
Çocukluğu Balkanlarda, Sırbistan’ın çok küçük bir şehrinde geçen Amor Garibovic’in moda tutkusu çok erken yaşlarda başlasa da onun mesleğe geçişinde bir dizi tesadüf, kaza ve fırsatlar rol oynuyor. Esasında profesyonel bir kayakçı olan Garibovic, yaşadığı talihsiz bir kazadan dolayı spor hayatını noktalamış ve eğitim için İstanbul’a gelmiş.  
Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu olan Amor Garibovic, katıldığı gelinlik yarışmasında birinci olduktan sonra kısa sürede kendi markasını kurdu. Bugün Nişantaşı’nda aynı zamanda ‘showroom’ olarak hizmet veren atölyesinde hayata geçirdiği tasarımcı markasıyla olağanüstü işlere imza atan Garibovic, ağırlıklı olarak ‘couture’ çalışsa da koleksiyonlarında ‘pret-a-couture’ parçalara da yer veriyor. 
Tasarımları kendi ‘showroom’u dışında Gizia Gate’de satılan Amor Garibovic’e merak ettiklerimizi sorduk. 

Öncelikle 2020 İlkbahar/Yaz sezonunda Amor Garibovic’in gündeminde neler olduğunu öğrenebilir miyiz?  
2020 İlkbahar/Yaz sezonunda öncelikle doğal kumaşlar kullanmaya özen gösterdiğimi söylemeliyim. Koleksiyonda siyah ve beyaz ön planda olmakla birlikte, renk kullanımımda biraz daha özgürleştiğim bir dönem oldu. Renklerin ahengine yer verdiğim bu özgür alanda, özellikle fuşya ve pembe tonlar koleksiyonun sıcak renklerini oluşturdu. El işlemelerinin oldukça yoğun olduğu koleksiyonun ayırt edici bir başka özelliği ise detay ve süslemelerde kullandığım değerli doğal taşlar. 

Moda dünyası, bundan birkaç yıl önce İzmir’de bir gelinlik yarışması birincisi olarak adınızı duydu. Ama, sonrasında tasarım sürecin gelinlikle sınırlı kalmadı ve kayıtsız kalınmayacak zarafette gece elbiseleri ortaya çıktı. Yarışmadan sonra kendinize nasıl bir yol çizdiniz ve nasıl ilerlediniz?
Benim için gelinlik tasarlamak çok kutsal bir süreç. Bu anlamda, birkaç sene önce aldığım ödül benim için çok kıymetli bunu belirtmek isterim. Benim için yarışmadan sonraki süreç marka kurma ve markamı ilerletmek yolunda adımlar atmakla geçti diyebilirim. Öte yandan, ben en başından beri tasarımcı kimliğimi çok yönlü olarak kurgulamak istiyordum. Yalnızca gelinlik tasarımcısı olarak kalmak istemiyordum ki sizin de belirtiğiniz gibi son zamanlardaki çalışmalarım daha ‘couture’ koleksiyonlar yapmak üzerine. Şu an geldiğim noktaya bakınca; yarışmadan sonra kendime çizdiğim yolda ilerliyorum diyebiliriz. 

Mimar Sinan Üniversitesi Tekstil ve Moda Tasarımı bölümü mezunusunuz. Öncesinde sizin bu mesleği seçmenizde en büyük etken neydi? Nerede doğdunuz, çocukluğunuz nerede geçti?
Çocukluğum Sırbistan’ın çok küçük bir şehri olan Seniçe’de geçti. Moda benim için her zaman aşkla bağlılık kurduğum bir tutkuydu. Çok geç bir yaşta konuşmaya başlamışım, fakat buna rağmen resim çizmeye konuşmaktan erken başlamışım. Mesleğime hizmet eden bu yeteneğimin yanı sıra esasında ben profesyonel bir kayakçıydım. Geçirdiğim bir trafik kazasından sonra profesyonel spor hayatıma son vermek durumunda kaldım. Aslında yaşadığım bu olay benim bugünkü hayallerimin başlangıcına vesile oldu. Eğitim ve öğretim hayatımı Mimar Sinan Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi’nde tamamladım ve bu süreçte çok sevdiğim İstanbul’a yerleştim. Bu köklü tarihe sahip okuldan mezun olduktan sonra da işimi ve hayallerimi gerçekleştirme fırsatını yakaladım. Açıkçası, kendimi bu tesadüfler, kazalar ve yakaladığım fırsatlar açısından çok şanslı hissediyorum.