NİHAN PEKER

“Son yıllarda ‘kişiye özel dikim’ isteyen yeni bir müşteri grubu oluştu. Sanırım bunun nedeni, diziler ve sosyal medya aracılığı ile moda tasarımcılarının daha görünür olması. Alım gücü olan insanlardaki farklılık arayışı da önemli bir etken… Gördüğüm kadarı ile abiye ve gelinliklerde üst beden grubundaki kadınlar aradığını bulamamaktan mustarip.”

Oldukça genç bir tasarımcı markası olmasına rağmen Nihan Peker’i az çok takip eden moda severler, onun koleksiyonlarındaki net ve keskin çizgileri, katı formlarla yarattığı rafine şıklığı ve siyah-beyaz ağırlıktaki renk paletini bilir. Tasarımcının Mart ayında Mercedes Benz Fashion Week Istanbul kapsamında ilk kez sergilediği 2017/18 Sonbahar-Kış koleksiyonu “Winter Leaves” ise gerek koleksiyonda önemli bir yer tutan abiye ve kokteyl elbiseleriyle, gerekse parıltılar, işlemeler ve renkleriyle alışılmış Nihan Peker çizgisini yeni bir noktaya taşımış görünüyor.

Yeditepe Üniversitesi Moda ve Tekstil Tasarım bölümünü bitirdikten sonra Milano Istituto Marangoni’de yüksek lisansını tamamlayan Nihan Peker, bir süre Frankie Morello, Colmar, Furla gibi İtalyan markalarıyla çalıştı. İstanbul’a döndükten sonra 2009 yılında kendi markasını kuran ve istikrarlı bir çizgide üretmeye devam eden tasarımcıyı daha yakından tanımak, yeni koleksiyonu hakkında bilgi almak için Teşvikiye’de bulunan Nihan Peker Fashion Studio’da ziyaret ettik.

Mart ayındaki İstanbul Moda Haftası’nda sergilediğiniz 2017/18 Sonbahar-Kış koleksiyonunuzda daha ‘haute couture’ çalışılmış izlenimi veren abiye kıyafetler ile sanki gündüzden geceye geçmiş bir Nihan Peker vardı. Önce bu değişimin nedenini sormak istiyorum.

Evet, son koleksiyonumda daha çok özel gün ve gecelerde giyilebilecek ve üretim sürecinde daha ‘haute couture’ özellikler gösteren parçalar çoğunluktaydı. Ben ilk başladığım yıllarda daha hazır giyim yapıyordum. Sadece kendi koleksiyonlarımda değil, dışarıya verdiğim danışmanlık işlerinde de hazır giyim mantığında hareket ediyor; daha adetli, seri üretime girebilecek günlük kıyafetler tasarlıyordum. Bilsar Tekstil ile Bilstore’lara yaptığım gömlekler gibi... Ama sonra müşterilerimden özellikle düğün, davet, mezuniyet gibi özel günler için farklı talepler gelmeye başladı. Önceleri, ‘hayır’ desem de sonra düşündüm ki: “Benim markamı beğenip bana gelen müşteri, benim çizgimde farklı bir ürün istiyorsa, bunu neden yapmayayım?” Böylece günlük kıyafetlere gece kıyafetleri eklendi ve Nihan Peker koleksiyonları bugünkü dengesine kavuştu.

İstanbul’da sizin dışınızda birçok tasarımcıda da benzer bir eğilim var. Bunu nasıl açıklıyorsunuz?

Son yıllarda İstanbul genelinde kişiye özel dikim isteyen yeni bir müşteri grubu oluşmaya başladı. Bunun en büyük nedeni gerek moda etkinlikleri, gerekse diziler ve sosyal medya aracılığı ile moda tasarımcılarının daha görünür olması. Ayrıca İstanbul’da genel olarak bir tasarım bilinci gelişti, moda tasarımcısı sayısı da arttı. Dolayısı ile alım gücü olanlar, bunu talep etmeye başladılar. İnsanlar, düğün, nişan, evlilik yıldönümü, davet, sinagog ve kilise törenleri gibi özel günlerinde sadece kendileri için dikilmiş özel kıyafetler giyinmeye başladı ve bu hoşlarına gitti. Bir de sanırım farklılık arayışı öne çıkmaya başladı. Çünkü bana gelenlerden genelde şu cümleyi duyuyorum: ‘Her yerde aynı tarz gece kıyafetler var, daha farklı bir şey arıyoruz,” Gelinlikte de aynı cümleler. Hakikaten özel dikim veya abiye konusunda çok fazla talep var. Ben ürün grubuma abiyeyi dâhil ederken, ‘daha çok gençler gelir’ diye düşünürken, aslında aradığını bulamayan kitlenin orta yaş üstü olduğunu fark ettim. Gerçekten de abiye ve gelinliklerde üst beden grubundaki kadınlar aradığını bulamamaktan mustarip.

2017/18 Sonbahar-Kış koleksiyonunuz “Winter Leaves” hakkında ne söylemek istersiniz?

Mercedes Benz Fashion Week Istanbul kapsamında 22 Mart Çarşamba günü Grand Pera’da gerçekleştirdiğimiz defileyle tanıttığımız yeni koleksiyon, benim vazgeçilmezim olan siyah ve beyaz renkleri de içermekle birlikte bugüne kadar yaptığım en renkli ve parıltılı koleksiyon oldu. Renk paleti sonbaharın bakır ve ‘gold’ tonlarından başlayıp buz mavisine yakın gri tonlarla devam ediyor.

Koleksiyonun tamamında Saydam Tekstil’in kumaşlarını kullandım. Temiz ve net formları tercih ettiğimden koleksiyonda uçuşan kumaşlar yerine krep dokumalar, ipek gibi anver satenler, brokarlar, likrasız katı kumaşlar bulunuyor.

Yüksek dikiş tekniklerinin kullanıldığı ve ‘çouture’ disipliniyle hazırladığımız koleksiyonda, el işi detaylar, 3 boyutlu yaprak işlemeleri öne çıkıyor. Abiye elbiseler, ceketler, pantolonlar, gömleklerin olduğu 25 parçalık koleksiyon, gerçek artisan detaylar, hacimler ve parıltılarına rağmen Nihan Peker tarzıyla özdeş net, rafine ve minimal çizgiyi yansıtıyor.

 

Marka işbirlikleri de yapıyorsunuz; biraz bundan söz eder misiniz?

Dönem dönem, denim, abiye, iç giyim gibi hazır giyimin farklı dallarında çeşitli firmalarla veya markalarla işbirliği yapıyorum. Mesela Orta Anadolu için denim koleksiyonu hazırladım, Osmanbey’in çok iyi tanıdığı firmalardan Setre ile halen devam eden bir ilişkimiz var. Setre ile daha önce İTKİB’in bir projesinde tanışmış, yurtdışı fuarlarında küçük işbirliklerimiz olmuştu. Sonra onlar tasarım departmanlarını büyüttüler. Bu süreçte birlikte farklı koleksiyonlar hazırladık. Geçen sene, haftanın üç günü Setre’ye gidiyordum ve Pure London gibi yurtdışı fuarlara yönelik daha günlük bir koleksiyon hazırlıyordum. Sonrasında Setre, ürün yelpazesine abiyeyi ekleyince bir önceki Fashionist fuarına abiye koleksiyonu hazırladım. Bu Setre için de yeni bir deneyimdi ve güzel tepkiler aldı.

Yılda kaç koleksiyon hazırlıyorsunuz?

Nihan Peker için ikisi ana koleksiyon olmak üzere dört hazır giyim koleksiyon hazırlıyorum. Bu koleksiyon içinde günlük kıyafetlerinin yanı sıra, kokteyl elbiseleri ve abiye kıyafetler de bulunuyor. Bunları seri üretiyoruz fakat benim hazır giyim koleksiyonlarım tamamen fabrikasyon değil. Abiye kıyafetlerde olduğu gibi günlük kıyafetlerde de elde dikilmesi gereken kısımlar oluyor; daha az sayıda üretiliyor ve el işçiliği çok daha fazla. Bunun dışında Nihan Peker Fashion Studio’da kişiye özel dikim hizmeti de veriyoruz. Gelen kişinin talebi üzerine nereye ne zaman giyinmek istiyorsa, ona göre tasarım yapıp üretiyoruz.

Yaratım ve üretim sürecinden söz eder misiniz? Hepsi burada mı olup bitiyor? Kaç kişilik bir ekiple çalışıyorsunuz?

Yaratım süreci her yerde olabiliyor. Zaten bir önceki koleksiyona çalışırken o sizi bir yere bırakmış ve elinizde bir takım ipuçları birikmiştir. Gittiğim bir sergi, okuduğum bir şey, geçmişten bir dönem, izlediğim bir film, sokaklarda gördüğüm insanlar ve tabi doğa ilham verici olabiliyor. Seyahat etmeyi çok seviyorum, gittiğim yerlerde mutlaka beni etkileyen şeyler olabiliyor. Farklı görselleri bir araya getirip ‘moodboard’ yapmayı seviyorum. Bazen bir fotoğraf bile başlamak için yeterli olabiliyor. Bu arada markanın adı ben olabilirim ama her şeyi yapan ben değilim. Burada sekiz kişilik çok yetenekli ve moda tasarımı konusunda iyi eğitim almış sabit bir ekibim ve işbirliği yaptığım atölyeler var. Ben kafamdakini anlatıyorum ve ekibimi özgür bırakıyorum. Mesela işlemecimiz ‘ben sana bir şey çalışayım’ diyebiliyor. Böylece aynı tema, kendi işini iyi yapan bir başkası tarafından yorumlanıyor. Hepsi birleşince de Nihan Peker stili ortaya çıkıyor. Üretimin çoğunluğu buradaki atölyemizde yapıyoruz. Bazı seri üretimler adetli işletmelerimiz için dışarda bu işi iyi yapan atölyelerle çalışıyoruz.

Nihan Peker koleksiyonları nerelerde satılıyor?

Kendi showroom’um dışında Gizia Gate’de satılıyor. Özel dikimler de burada oluyor.

Osmanbey’i tanıyan bir moda tasarımcısı olarak sizin gözünüzden Osmanbey nasıl görünüyor?  

Osmanbey hızlı ve dinamik bir üretim kabiliyetine sahip önemli bir ticaret merkezi fakat firmalarının daha vizyoner olması gerektiğini düşünüyorum. Vitrinlerde hep aynı şeyleri görüyorum; aynı kalıplar, aynı stiller, aynı kumaşlar… Belki risk almaya çekiniyorlar. Oysa moda çok değişkendir; sürekli yeni malzemeler çıkıyor, yeni teknikler gelişiyor. Yeni tasarımcıları, yeni akımları takip etmek gerekiyor. Bunu patron yapamaz; tek kişinin yapacağı bir şey de değil. Benim gördüğüm kadarı ile Osmanbey de tek kişiye çok iş yükleniyor. Tasarım ve modelhane departmanları basmakalıp ilerliyor. Özellikle kalıplarda, modelistlerde eksik çok… Ar-Ge ve kumaş departmanlarıyla birlikte yenilenmeye, genişlemeye ihtiyaçları var gibi görünüyor.